Domuz gribi hakkında her şey
9/11/2009 · Kategori: saglık
Domuz Gribi, dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu. Bu hastalığa yol açan h1n1 virüsü, kolayca bulaşabiliyor. Domuz gribinden korunmak, belirtilerini tanımak, bulaşma riskini azaltmak için öncelikle hastalıkla ilgili bilgilenmek, bazı önlemler almak ve tedavisi konusunda bilgilenmek gerekiyor. Pandemi ne demektir? Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr. Kenan Keskin, “Domuz gribinin Türkiye’deki seyri” ve “Domuz gribine karşı alınması gereken önlemler” hakkında bilgi verdi. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, domuz gribinden, normal bir grip enfeksiyonunda uygulanan yüzeylere temaslardan sonra ellerin yıkanması gibi önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu bildirdi. Meksika'da başlayarak diğer ülkelere yayılım gösteren Influenza A H1N1 grip salgını tüm dünyaya yayılmış durumda. Günümüzde mevcut salgını oluşturan bu virüsün yapısı incelendiğinde hem ‘domuz tipi’, hem mevsimsel grip oluşturan ‘insan tipi’, hem de ‘kuş gribi tipi’ ile karışmış melez bir virüs olduğu saptandı. Prof. Dr. Sesin Kocagöz, ailelere çocuklarının domuz gribi konusunda taşıyabileceği riskler ve alınacak önlemler hakkında şu bilgileri verdi: Çocuğunuzun Okulunda H1N1 (Domuz Gribi) Virüsü Çıktıysa: El Sıkışmayın, Öpüşmeyin Temizlikte Şunlara Dikkat Edin: Bunları Aklınızda Tutun: Domuz gribi hakkında sık sorulan sorular
Domuz gribi dünya salgını haline gelebilir
Grip virüsi yani influenza virüsünün insandan insana bulaşan hali mevsimsel salgın yapar. Ancak yepyeni virüs ortaya çıktığında, insanlarda da yeteri kadar antikor yoksa pandemi dediğimiz ağır salgınlara neden olur. Pandemi çok kısa bir zamanda kıtalar arasında yayılan salgın demektir. Bir şehirde hastalık yayılırsa salgın olur, bir ülkede olursa epidemi (büyük salgın) , kıtalar arasında yayılmasına ise pandemi denir. Örneğin 1918’deki pandemide 50 milyon, 1957’de 4 milyon, 1968’de de 300 milyon kişi öldü. Bu sayılar doğrultusunda yapılan araştırmalara göre 40 yılda bir dünyada pandemik salgın görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, domuz gribinin pandemik salgın olabilecek şekilde hızla yayıldığına dikkat çekiyor ve geçen seneden beri ülkelere hazırlık yapmalarını öneriyordu.
Kuş gribi de çok yaygındı ama böyle bir salgından bahsedilmedi, domuz gribi için neden kıtalar arası salgından bahsediliyor?
Kuş gribi 2002 yılında başladı ve en son Mısır’da görüldü. Hala da ara sıra rastlanıyor ama büyük salgına dönüşmedi en önemlisi insandan insana bulaştığı gösterilmedi. Domuz gribi ise çok kısa bir zamanda hızla yayıldı ve 180 kişide görüldü. Sadece Amerika’da neredeyse bir ayda 40 vakada rastlandı. Üstelik bu 40 kişi de domuzla temas etmiş kişiler değildi. Ölümler de başladı. Meksika’da da bu sürede 80 vaka ortaya çıktı. Domuz gribi Amerika ve Meksika dışında Kanada, Yunanistan, Fransa, İngiltere, Yeni Zelenda ve Avusturya’da görüldü.
Domuz gribi nasıl bir hastalıktır, belirtileri nelerdir?
Domuz gribi domuzlarda enfeksiyon oluşturan bir griptir; zaman zaman insanlara da geçtiği görülmüş; insandan insana geçtiği ise bu ayki salgında görüldü. Solunum yolu, öksürük ve hapşırık yolu ile bulaşıyor. Belirtileri normal gripten hiç farklı değil. Yüksek ateş, kas ağrıları, baş ağrısı, kuru öksürük, boğazda yanma hissi, üşüme hissi ve vücutta mavi lekeler gibi belirtileri vardır. Bulaştıktan sonra 1–3 gün içinde hastalık ortaya çıkıyor. Normal gripten farklı olarak ateş çok yükseliyor, karın ağrısı, ishal görülüyor.
Domuz gribinin daha çok etkileyeceği risk grupları var mı?
Evet, özellikle çocuklar ve yaşlılar domuz gribi açısından daha riskli grupları oluşturuyor. 5 yaşından küçükler ve 60 yaşından büyüklerde ölüm riski olduğu belirtiliyor.
Domuz gribiyle ilgili alınması gereken önlemler nelerdir?
Öncelikle ulusal planlar yapmak ve bilincin artması büyük önem taşıyor. Bulaşma yollarını bilerek ona göre korunmak gerekiyor. Tipik girip gibi solunum yolu ile bulaşacağından öksürürken, hapşırırken ağız mutlaka kapatılmalıdır; yüksek ateş, boğaz ağrısı gibi semptomlar görüldüğünde de mutlaka sağlık kurumlarına başvurmak gerekir. El hijyeni de çok önemlidir, eller sık sık yıkanmalı, şüpheli olan kişilere çok yaklaşılmamalı, gerekirse maske takılmalıdır.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral SönmezoğluDomuz gribine karşı kişisel tedbirlerinizi alın!
Tehlike çok yakınınızda olabilir
Ülkemizde şu ana kadar 274 kişiye domuz gribi tanısı konulmuş ve bu vakalar Sağlık Bakanlığı’nın kayıtlarında yer almıştır. Bu hastaların önemli bir kısmı yurtdışında hastalık etkenini aldıktan sonra çeşitli nedenlerle ülkemize gelmiş ve tanı konulmuş hastalardır. 78 hastada ise yurtdışı öyküsü olmayıp hastalık etkenini Türkiye’de almışlardır. Yani bunlar yerli vakaları oluşturmaktadır.
Hastaların durumlarına göre tedavi ihtiyaçları belirlenmekte ve uygulanmaktadır. Hangi hastaya ne tedavi yapılması gerektiğine konunun uzmanı hekimler karar vermektedirler. Tedavide, virüse karşı etkili 1-2 ilaç kullanılmaktadır.
Su ve sabuna dokunun
Domuz gribinden korunmanın en etkin ve güvenli yolu kuşkusuz bu hastalığın aşısını yaptırmaktır. Ama henüz aşı ülkemizde bulunmadığından diğer koruyucu tedbirler daha büyük önem taşıyor. Bundan başka tek risk, domuz gribi bulaşma riski olmayıp pek çok enfeksiyon hastalığı da benzer yollarla bulaşmaktadır. Bu yüzden domuz gribi aşısı yaptırmış olsak da genel korunma tedbirlerinden vazgeçmemiz söz konusu değildir. Alınacak genel tedbirlerin en önemlileri şunlardır:
• Ellerinizi, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile sık sık yıkayın.
• Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kağıt mendil ile kapatın. Kullandığınız mendili çöpe atın.
• Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile el sıkıştıktan sonra, elinizi yıkayıncaya kadar; gözünüze, burnunuza veya ağzınıza sürmeyin. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.
• Eğer kağıt mendiliniz yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysanız, öksürürken veya hapşırırken ağzınızı elinizle kapatın ve hemen ellerinizi su ve sabunla iyice yıkayın.
• Hasta kişilere yakın temastan sakının. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullanın, temas sonrası hemen ellerinizi su ve sabun ile yıkayın.
• Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun.
• Eğer hasta iseniz evde kalın ve diğer kişilerle temasınızı sınırlandırın.
Ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir.
Domuz gribine karşı seyahat önerileri
• Seyahat planınızı yeniden gözden geçirin, hastalığın yaygın olarak görüldüğü bir ülkeye seyahat edecekseniz bu seyahatinizi aşı yaptırana kadar erteleyiniz.
• Seyahatinizi ertelemeniz söz konusu değilse, o zaman yukarıda belirtilen tedbirlere azami dikkat ve özeni gösterin.
• Buna ek olarak yanınızda maske, eldiven, alkol bazlı el dezenfektanı ve kağıt mendil bulundurun.
• Sağlık sigortanızın geçerlilik süresini ve gideceğiniz ülkede geçeli olup olmadığını kontrol edin.
• Gittiğiniz ülkede bu konuda yapılan uyarıları takip edin ve yapılacak tavsiyelere uyun.
Aşı yakında Türkiye’de!
Dünyamızı tehdit etmeye devam eden, domuz gribine karşı artık koruyucu bir aşı geliştirilmiş bulunuyor. Ancak aşı henüz ülkemizde kullanıma sunulmuş değildir. Son günlerde dünya basınında bu yeni aşının yan etkileri ve güvenilirliği konusunda soru işaretleri olduğuna dair bazı spekülatif haberler yer almaktadır. Bununla ilgili olarak Dünya sağlık Örgütü tarafından bir açıklama yapılmış bulunuyor. Bu açıklamaya göre; dünyada grip aşılarının yaklaşık 60 yıldır kullanıldığı belirtilmektedir Daha önceleri, bir aşının ruhsatlandırılması ve kullanıma sunulabilmesi için geçen sürenin tedricen daha uzun olduğu, buna karşılık günümüzde bilim ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde bu aşamaların daha hızlı gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Bilim ve teknolojideki bu gelişmelerin sonucunda yeni bir aşı geliştirilmesi, yeni geliştirilen aşının etkinlik ve güvenilirlik testlerinin tamamlanması ve kullanıma arz edilmesinin günümüzde daha kısa sürede başarılabildiği belirtilmiştir. Ayrıca domuz gribi aşısının tamamen yeni bir aşı olmadığı, sadece grip virüsünün farklı türleri ile hazırlanan bir aşı olduğu, bu yüzden sezonal grip aşıların hazırlanması ile ilgili bilgi ve tecrübelerden büyük ölçüde yararlanıldığı belirtilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasında; domuz gribi aşısının ruhsatlandırılması aşamasında etkinlik ve güvenilirliğin kanıtlanması için ihtiyaç duyulan tüm testlerin üretici firmalar tarafından, eksiksiz biçimde yapıldığı ve sonuçların belgelendiği bunların hiçbirinde bir esneklik gösterilmediği, ancak bu sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü’ne sunulduktan sonra aşı için ruhsat verildiği bildirilmiştir.
Şimdiye kadar kullanılan grip aşılarının bazı hafif yan etkilerinin yanında çok ender görülen ve kişisel faktörlere bağlı gelişen bazı ağır yan etkilerin olabildiği, bunların domuz gribi aşılarının kullanımı sırasında da görülebileceği ifade edilmektedir. Meydana gelecek yan etkilerin sıklığı ve ciddiyeti ile ilgili kesin bilgiler ancak aşının yaygın olarak kullanılması sonucunda ortaya çıkacaktır.Domuz gribinden korunma yöntemleri
Doç. Dr. Akçam, dünyada toplum sağlığını tehdit eden domuz gribine karşı herkesin önlem alması gerektiğini söyledi. Bireylerin, hijyenik koşullara dikkat etmeleri halinde hastalıktan korunabileceğine vurgu yapan Doç. Dr. Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturacağı grupların, doktor kontrolünde mutlaka aşı yaptırması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, ''Yüzeylere temaslardan sonra elinizi, ağız ve burna götürmeyin. Ellerinizi sık sık yıkayın. Aşı için doktorunuzun önerilerini mutlaka uygulayın'' dedi.
Her yıl yaklaşık 500 milyon kişinin gribe yakalandığını, domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığının düşünüldüğünü belirten Doç. Dr. Akçam, şöyle konuştu:
BULAŞMAYI ÖNLEMEK İÇİN
''Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzer. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme-titreme, yorgunluk gibi belirtileri içerir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilir. Grip virüsleri insandan insana, özellikle öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır.
Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir. Hasta kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Öksürük ve hapşırma yoluyla hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller, yüze götürülmeden önce yıkanmalıdır.''
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesinin yeterli olduğunu savunan Doç. Dr. Akçam, günlük kullanılan temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddelerin de etkili olduğunu kaydetti.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu gibi eşyanın ayrı yıkanmasına gerek olmadığını söyleyen Doç. Dr. Zeynep Akçam, bu eşyaların yıkanmadan başkası tarafından kullanılmaması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra ellerin mutlaka sabunlu suyla yıkanması gerektiğini belirterek, uyarılarını şöyle sürdürdü:
YILLIK AŞI İÇİN DOKTORUNUZUN ÖNERİSİNİ ALIN
''Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın. Tek kullanımlık mendil tercih edin ve mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atın. Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayın. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir. Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın. Grip belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat edin. Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durun. Kalabalık ortama gireceğiniz zaman basit cerrahi maske takın. Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırın. Toz dağılımına neden olacak kuru temizlik işlemlerinden kaçının. Çocuklarınıza mendil kullanma alışkanlığı kazandırın. Yıllık grip aşısı için doktorunuzun önerilerini alın.''
Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturduğu kişilerin, 65 yaşından büyükler, kronik hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastalıkları, akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, diyabetliler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, kanser hastaları, immunsüpresif ilaç kullananlar, steroid kullananlar, huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanların mutlaka aşı olması gerektiğini kaydetti.
Kaynak: www.ntvmsnbc.comÇocuğunuzda domuz gribi varsa ne yapacaksınız?
Okulların açılmasıyla birlikte yayılma riski daha da artacak olan domuz gribi ile birlikte mevsimsel grip salgınına karşı veliler ile birlikte okulların hazırlıklı olarak işbirliği yapması önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz, çocukların bu virüsleri erişkinlere göre daha çok yaydıklarını, bu nedenle hastalığın yayılmasının önlenmesinde temizliğin büyük rol oynadığını belirtiyor. Ayrıca kalabalık ve havasız ortamlar risk oluşturduğu için mümkün olduğunca bu tür ortamlardan uzak durmak gerekiyor ve kapalı alanların sıkca havalandırılması önem taşıyor.
Prof. Dr. Sesin Kocagöz, çocukların acilen sağlık kuruluşuna götürülmesini gerektiren belirtileri ve yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
Çocuğunuzda H1N1 (Domuz Gribi) Varsa Yapılması Gerekenler:
Oseltamivir ve zanamavir isimli antiviraller ilk 48 saat içinde alınırsa belirtilerin azalmasına ve oluşma riski olacak komplikasyonların önlenmesinde etkilidir. Hekiminiz gerekli gördüğü takdirde antiviral tedavi verecektir. Özellikle altta başka hastalığı olanlarda riskli hastalık gurubunda olanlara (yaşlı ve çocuklar ile hamileler, kalp, akciğer veya böbrek hastalığı olanlar ile kanser ve benzeri tedavi altında olanlar) enfeksiyonu ağır geçirenlere önerilir. Ek olarak başka insanlara bulaştırmamak için, kalabalık ortamlara girmemek, özellikle riskli olan grup olan yaşlı ve çocuklardan uzak kalmak, öksürme ve hapşırma sırasında mendille ağız ve burunu kapamak ve sonrasında mendili atmak önerilmektedir. Grip ve diğer enfeksiyonlardan korunmanın en önemli yolu sıklıkla sabun ve su ile ellerin yıkanmasıdır. Öksürdükten veya hapşırdıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkayın
Grip Nasıl Bulaşıyor?
Türk Tabipleri Birliği, domuz gribi ile ilgili güncel gelişmeler doğrultusunda, Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap’ın katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Akova ve Azap’ın domuz gribi hakkında en çok sorulan sorulara verdikleri yanıtlar şöyle:
Domuz gribi hakkında kısa bilgi…
Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz 6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.
Hastalığın klinik seyri nedir?
Hastalığın klinik belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1’in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal influenzaya göre daha yüksektir.
Kimler daha çok etkileniyor?
Hastalığın bugüne kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918’de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918’de meydana gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor.
Endişeli olunan nokta nedir?
Endişeler influenza A virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.
Hasta olmamak için ne yapmalı?
Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır.
Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?
Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır.
Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?
Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?
Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?
Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.
Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?
ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde ise ABD'de olmayan ve Avrupa'da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD'de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa'daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye'ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı var mı” sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD'deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor.
Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı?
Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.
Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı?
Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.
Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?
Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90'a çıkıyor. “Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil.
Aşı olunmasını öneriyor musunuz?
Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.
Kimler aşı olmalı?
65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor.
Hamileler domuz gribi aşısı olmalı mı?
Hamileler domuz gribine daha kolay yakalanabiliyorlar. Anne adayları bu sebeple oldukça endişeli... Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Dinçer Yıldırım domuz gribinin hamileler üzerindeki etkisi ile ilgili merak edilen soruları yanıtlıyorlar.
Amerika ve Avrupa'dan sonra ülkemizde de ortaya çıkan domuz gribinin bir salgına neden olması bekleniyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişilerin daha kolay yakalandıkları domuz gribi virüsü, hamileler için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy “İsmi nedeniyle domuz gribinin, domuz etinin veya domuz mamulleri içeren gıdaların yenmesi sonucunda ortaya çıktığı sanılmakta. Oysa hastalığın domuz ve ürünlerini yenmesi sonucunda bulaşması söz konusu değildir. Domuz gribi domuzlarda görülen ve salgın halinde yaşanan İnfluenza tip A'nın sebep olduğu bir solunum yolu hastalığıdır.” diyor. Op. Dr. Dinçer Yıldırım, “Bu hastalığa domuz gribi denmesinin nedeni domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzemesidir. Bu virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır. İnsanlarda görülen normal mevsimsel grip hastalığına benzer şekilde ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, halsizlik, üşüme, vücut ağrısı, baş ağrısı gibi belirtiler gelişir. Tanısı burun ve boğazdan alınan sürüntü örnekleriyle konulabilmektedir.” şeklinde görüşlerini aktarıyor.
Bulaşma yolları
Tüm grip hastalıklarında olduğu gibi domuz gribinin de başlıca bulaşma şekli insandan insana gerçekleşir. En görülen bulaşma şekillerini Dr. Senai Aksoy yanıtlıyor:
-Öksürük ve hapşırma
-Hasta kişi ile el teması
-Cinsel temas
-Hasta kişi ile aynı çatal, kaşık, tabak, bardak vs. kullanımı
-Ortak kullanım alanlarındaki eşyalar (masa, sandalye, kapı kolu)
Domuz gribi virüsü 7 gün boyunca bulaşıcılığını koruyabiliyor. Virüse yakalanan kişi henüz hastalanmadan hastalığı bulaştırabileceğinden çevresi için tehdit oluşturmaktadır.
Kimler risk altında?
Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde domuz gribine yakalanma riski daha yüksektir. Çocuklar, yaşlılar, kalp, solunum yolları ve benzeri hastalıklara sahip kişiler ve hamileler domuz gribine daha çabuk yakalanabilir. Dr. Senai Aksoy, “Özellikle hamile kadınlarda hormon dengesinin değişmesi domuz gribine yakalanma riskini artırıyor. Anne adayında ayrıca astım, kalp gibi hastalıklar da mevcut ise domuz gribi daha tehlikeli hale geliyor.” diyor.
Hamilelikte domuz gribi aşısı
Dr. Dinçer Yıldırım şöyle diyor: “Hamileler domuz gribine karşı diğer insanlardan daha riskli durumdadır. Gebeler domuz gribi aşısının öncelikle önerildiği gruplardan birisidir. Çünkü gebelerde domuz gribi hastalığının komplikasyon doğurma riski daha yüksektir. Yeni doğum yapmış kadınlar da hamileler gibi bu virüse karşı yüksek risk grubundadırlar. Domuz gribi aşısının normal grip aşısı kadar güvenilir olacağı umulmaktadır. İnsanlarda aşıya bağlı hafif yan etkiler izlenmiştir. Domuz gribi aşısı hamileler üzerinde zararı olup olmadığı konusunda henüz test edilmemiştir. Normal mevsimsel grip aşısının hamilelerde yapılmasında sakınca yoktur, hatta hamilelerde yapılması önerilir. Domuz gribi aşısının da (2009 H1N1 grip aşısı) yeterli deney olmamasına rağmen normal grip aşısı gibi gebelerde zararı olmadığı tahmin edilmektedir. Domuz gribi aşısı da normal mevsimsel grip aşısı gibi gebeliğin herhangi bir zamanında yapılabilir. Gebelikte sadece 1 doz aşı önerilmektedir.”
Tedavisi
“Hamileliği süresince domuz gribine yakalandığından şüphe eden anne adayının en kısa sürede bir uzmana başvurması gerekir. Uzman denetimi olmadan ilaç alınmamalı.” Diyen Dr. Aksoy şöyle devam ediyor: “Domuz gribi tedavisinde oseltamir ve zanamivir ekten maddesini içeren ilaçlar kullanılmakta. Bu ilaçlar hap, sıvı ve toz halinde sunuluyor. Etken maddesini içeren hastaların hızla sağlıklarına kavuştukları biliniyor. Ancak hamilelerde bu ilaçların çok dikkatli kullanılmasında fayda var. Anne adayı ve bebek üzerinde oluşabilecek ciddi ve ağır yan etkiler oluşabileceğinden ilaçların mutlaka doktor denetiminde alınması gerekiyor. Anne adayının başka bir hastalığı mevcut ise aynı anda başka bir tedavinin uygulanması da gerekebilir. Hassas bağışıklık sistemleri nedeniyle hastalığı daha ağır geçiren hamileler için en iyi tedavi hastalıktan korunmaktır.”
Nasıl korunmalı?
Özellikle toplu yaşam alanlarında hızla yayılan domuz gribinden korunmak için en önemli koşul hijyendir. Hamilelerin okul, alışveriş merkezi, restoran gibi ortamlarda hijyen koşullarına dikkat etmeleri ve kendilerini korumaları gerekir. Bunun dışında yapılabilecekler:
-Sık sık el yıkamak hastalığa yakalanma riskini azaltabilir.
-Su ve sabun bulunmayan ortamlarda dezenfektanı mendil ve sıvıları kullanmak mümkün.
-Ortak kullanım alanlarındaki tuvaletler mümkün olduğunca kullanılmamalı.
-Dengeli beslenmeye dikkat etmek bağışıklık sisteminin zayıflamasını önler.
-Hamilelerin sıkça dinlemesi uyku düzenlerine dikkat etmesi onları hastalara karşı daha dirençli hale getirir.
-Anne adaylarının şüpheli kişilerden, gribe yakalanmış kişilerden uzak durması gerekir.
Bebek.comdan alıntı.

